Ana felsefemiz; evlerimizdeki evlatlarımızdan, yolda yürürken yardıma muhtaç bir halde karşımıza çıkan kuşlara refah, sağlık sağlamaktır. Kuşlar hakkında hiç bir şey bilmiyor olabilirsiniz, ama iletişime geçerek bilgi sahibi olabilirsiniz. Simurg Kuş Yuvası işte bunun için kâr amacı gütmeksizin, Veteriner Hekimimizin kıymetli destekleri ile oluşturuldu. Hoş geldiniz.
Ülkemizde bir çok hayvansever örgüt mevcut. Özellikle son zamanlarda sokak hayvanlarına (sahipsiz kedi ve köpekler) yönelik ciddi bir farkındalık oluştu. Bunlar harikulade şeyler. Canlıya önem verilmesi, canlılara sahip çıkan birilerinin olması muhteşem. Fakat ülkemizde hala kuşlar konusunda oluşmuş bir farkındalık yok. Kuşlara yönelik bir rehabilitasyon, bakım merkezi de yok. Çünkü ”kuş bu uçar” şeklinde bir algı mevcut. Hayır! Kuş her zaman uçamaz…

Uçabilmek kuşu ölümsüz kılmıyor ya da uçabiliyor diye farklı bir dünyadan gelmiş canlılar olarak algılanamazlar. Onlar da canlı onlar da zor durumlardan etkilenebiliyor. Çocukluğumda yuvayı erken terkeden serçe yavrularıyla karşılaşırdım. Onlar yerde korku ile çırpınırken, anneleri babaları etrafımızda çığlık çığlığa fır dönerlerdi. Oradan çok bilmiş bir şahıs çıkıp da ”annesi babası onu yuvasına taşır” derdi. Her defa olurdu bu. Oysa ben hiç bir zaman yavrusunu alıp yuvasına taşıyan bir serçe görmedim. Nasıl sinirlenirdim o insanlara. Çocuğum diye sessiz kalırdım. Oysa o yavruların yuvalarını bulmak, bulunca da ulaşmak zor olduğu için anca haftalarca bakıp, büyütüp doğaya kazandırabiliyordum.

Ya da evlerimizde baktığımız kuşlar… Ülkemizde anavatanlarından kopartılan egzotik kuşların girişine hala izin veriliyor. Kaçak ya da yasal, bu bir şekilde devam ediyor. Sonu gelmiyor. Sırf insanların zevkleri, egoları için kafeslere tıkılıp, yanlış bakılarak hayatları ortaya konulan bir sürü papağan mevcut. Servet değerinde de satılıyorlar. Bir papağan sahibi olabilmeniz için, onu alabilmeniz için; talep edilen parayı sağlayabilmeniz bir papağanın hayatına mal olmanız için yeterli. Ne kadar acı! İşte hayvanı kendisinden biraz büyük bir kafese tıkıp, ayçekirdeğini de önüne koydunuz mu konu bitti. Siz bir papağan sahibisiniz. Bakın burayı iyi okuyun; evinizde köşede dursun, gelen misafirleriniz onun çıkarttığı seslere ya da taklitlere gülsün diye bu hayvanın ait olduğu yerden kopartılıp, binbir badirelerle, ölüm kalım savaşı vererek evinize ulaşmasındaki ilk sorumlu sizsiniz. Siz aldığınız için o hayvan evinizde. Ben alıp koymadım. Dünyada bu papağanların doğal popülasyonları hızla azalmakta ve nesilleri tehlike altında. Bir çoğu koruma altında. Dünya kadar koruma organizasyonu var. Sırf kaçak yollarla yakalanmasınlar, özgürce uçsunlar, evlerde tüylerini yola yola her geçen gün ölüm bayırından yuvarlansınlar diye değil. Papağan sahibiyseniz papağanınıza hak ettiği yaşam standartlarını vermek ve doğru bir şekilde bakmak zorundasınız.

World Parrot Trust’ın yayınladığı Patagonya konurları
Endonezya’da pet şişelere sokulup kaçırılmaya çalışılan sülfür kakadular

 

Kuşları farketmek için duyu organlarımız dışında herhangi bir şeye ihtiyacımız yok fakat onları anlamak, algılamak için bir takım bilgilere ihtiyacımız var.
Bu bilgilere ulaşmak maalesef zannedildiği kadar kolay olmuyor. Mesela çok bilindik olanlardan muhabbet kuşları üzerinden örnek verecek olursam; hepimiz biliyoruz zıpır karakterli mavi, yeşil, sarı gibi bir çok renkte sevimli minik kuşlar.

Bu hayvanlar yesin diye bir yerlerden bu kuşlar için geliştirilmiş ”muhabbet kuşu yemi” adı altında marka marka ürün bulabiliyoruz. ”Aman sakın ha yemden başka bir şey vermeyin ishal olur” tarzında yanlış bir algı mevcut. Oysa muhabbet kuşlarının da taze meyve sebzeye ihtiyacı var.

Bir tane de kafesi oluyor. Kafesinde mutlaka bir ayna mevcut. ”Kafes alana ayna hediyemiz” şeklinde bir kampanya var sanki… Bunların hepsini hepimiz biliyoruz. Peki her bilgi doğru mudur? Yoksa bunlar vakti zamanında konuda komşuda görülmüş ve doğru zannedilen bilgiler midir?

Ayna bağımlısı olmuş bir muhabbet kuşu

 

Sadece paket yemlerle beslenmeye bağlı yağlanma

En basit örneklerle durumu açıklamaya çalıştım. Doğru bilinen ama doğruluktan çok uzak olan bir takım öğrenilmiş bilgilerden sıyrılıp doğru bilgilere ulaştırmayı hedefliyoruz. Çünkü senelerdir kuşlarla olan birlikteliğimde tespit ettiğim bir takım gerçekler var.

İnternet çağında yaşıyoruz. Bu da bize bilgiye erişimi kolay kılıyor. Besledikleri kuşları hastalanan ya da yolda yardıma muhtaç bir ebabil ile karşılaşan insanlar hemen fotoğraflarını çekip, Facebook üzerinde hayvansever sayfalarda paylaşıp yardım almaya çalışıyorlar. Bunların bir çoğunda etiketlendiğim için hepsini teker teker inceliyorum. Yüzlerce yorum yapılıyor. Olur olmadık şeyler yazılıyor. Maalesef bir çoğu bilgi kirliliği. Ebabil bulunuyor, atmaca diyorlar ya da ekmek verin, ıslatıp bulgur verin diyorlar; papağan tüylerini yoluyor, eş istiyor oluyor. Tüy yolmayı size atlatmaya kalksam belki günlerce konuşmamız gerekir. Bu yanlış bilgiler uygulandığında bir çok kuş maalesef işkenceye maruz kalarak ölüyor. Unutulmamalıdır ki kuşlar çok hassas canlılar. Kuşlar hakkında doğru ve kapsamlı bilgi, kuşlara karşı hassas, zarif bir tavır ve tabii ki yetenek (hem kuş ile temasta hem de kuş ile iletişim kurabilme konusunda) gerekir.

Yurt dışında sadece kuşlara yönelik bir çok rehabilitasyon merkezi bulunmaktadır. Ülkemizde maalesef ”sadece kuşlar için” oluşturulmuş bir rehabilitasyon merkezi bulunmamaktadır.

World Parrot Mission
Florida Keys Wild Bird Rehabilitation Center

Simurg Kuş Yuvası’nı zamanı geldiğinde gerekli bütçeyi biriktirebilirsem böyle bir merkez haline getirmeyi planlamaktayım. Şu an yaptıklarımız bizim bu projemiz için adeta bir fizibilite çalışmasıdır. Göreceğiz.

Alaz Uslu