Avcılık Tamamen Yasaklansın! #VurmaBeni #HayvanlarYaşamakİstiyor

Bir canı yaratabilmek insan yetisinin başarabildikleri arasında değil belki ama hayatta kalma mücadelelerine yardım edebiliriz. Biz yaşatmayı tercih ediyoruz, bu nedenle yok edilmesine göz yummamak sorumluluğunu da üstleniyoruz. Tüm diğer doğa dostu oluşumlar ve dernekler gibi bütün çabamız türümüzün yeryüzündeki varlığının nedeni olan canlı cansız diğer tüm doğal unsurlara duyduğumuz bu sorumluluğun gereğini yerine getirmektir.

Biz insanlar çok gelişmiş bilincimiz sayesinde hayatta kalma mücadelesinde doğanın kendimiz üzerindeki tehdit unsurlarının yarattığı korkuyla baş edebilmeyi öğrenmiş, tanıdıkça ve bildikçe doğanın tüm unsurlarını kendi varoluşumuz için yönetebilmişiz. Hayatta kalabilmek ve kendimizi savunabilmek için silahlar yapıp avlanmış, tohumun toprakla buluşmasını keşfetmiş, insanlık tarihi boyunca büyük uygarlıklar, savaşlar, yıkımlar, yeniden kuruluşlar, teknoloji, bilim, felsefe, sanat üretmişiz, tüketmiş, yeniden üretmiş, yeniden var etmişiz. Birkaç cümleye sıkıştırdığımız insanın yeryüzündeki macerasının uzun ya da bize uzun gelen bu yolculuğunun geldiği noktada, ne hayatta kalma korkusunun ne beslenme kaygısının baskısı ile avlanma zorunluluğu bulunmamaktadır.

İnsanın, doğanın diğer tüm unsurlarının hiçbirinin birbirinden ayrılamaz birer parçası olduğunu biliyoruz çünkü her ne kadar konforlu yaşam alanları oluştursak da ya da oluşturduklarımızı konforlu diye tanımlasak da asıl evimizin toprağı, ormanı, denizi, güneşi, rüzgarıyla ve tüm unsurlarıyla dışarıda, çok da uzak olmayan orada olduğunu biliyoruz. Doğada vakit geçirmek için avcılık adı altında turizm, spor, hobi benzeri bir gerekçeye ihtiyacımız yok, orası içinde barındırdığı canlı cansız tüm varlığıyla bizim evimiz. Biz burada ev sahibi olduğumuz kadar misafiriz de çünkü bu evin bize ihtiyacı yok. Kendi tutarlı ve bir o kadar hassas dengesi içerisinde varlığını insan olmadan sürdürebilecek yapıda ve güçte, bu dengeyi sarsabilecek tek canlı türü biziz. Her anlamda hiç de azımsanmayacak birikimler oluşturmuş, kadim kültürler yaratmış türümüz yine o gelişmiş bilincine rağmen bir o kadar da yıkıcı hükmetme, sahip olma ve yönetme güdüsüne sahip. İçinde bulunduğumuz çağda insan eliyle hiç olmadığı kadar büyük bir doğa yıkımı yaşanmaktadır. Yeryüzünün tüm canlıları insanlık tarafından sürekli ve ağır tehdit altındadır. Doğa kendisine aykırı olanın, kendisinden alınanın, her eksilenin hesabını kendi diliyle yanıtlıyor. İçinde yaşadığımız salgın da bu durumun açık bir kanıtı ve sonucudur.

Bizler türdeşlerimizin neden olduğu her tür hasarın yine biz insanlar tarafından çözüleceğini biliyor, bunun için ağırlıklı olarak ana konumuz olan kuşlar özelinde bu yıkımların önlenmesi için bilimsel ve etik çözümler öneriyoruz. Avcılık, yaban hayatına yıkıcı bir müdahale ve yasal zemin oluşturularak yaban hayvanlarının öldürülmesidir. Doğanın kendi iç dinamiklerinin oluşturduğu uyumu bizlerin kontrollü ortamlarda oluşturması neredeyse olanaksızdır.

Simurg Kuş Yuvası Derneği olarak biz bir kuşun hayatını kurtarmak için veteriner hekimlerimizle, uzman biyologlarımızla, kuş bakım uzmanlarımızla gece gündüz çalışırken avcılık adı altında herhangi bir canlının yaşam hakkının elinden alınmasını anlayamıyoruz, kabul etmiyoruz. Küçücük bir kuş yavrusunun nasıl hayata tutunduğu ve onu yeniden doğaya kazandırmanın nasıl bir emek, zaman, maddi manevi özveri gerektirdiğini biz bizzat yaşayarak deneyimliyoruz. Bir canlının hayata tutunmasına yardım edip onun kaderini avuçlarınızda hissetmek, bu sorumluluğu duyup olası tüm sorunlarla baş edebilmenin yollarını aramak, onları yeniden ait oldukları gökyüzüne güvenle ulaştırmanın, başarmanın hazzını yaşamak… Emin olun avlanan insanlar bu deneyimin kısacık bir sürecini bile yaşasalar, bilseler, bu canlılara duyacağı hayranlıkla bırakın avlanmayı tek bir tüyüne bile zarar gelmemesi için adanırlar.

Asıl evimiz olan doğadaki her canlının en az bizler kadar yaşama hakkı var. Eğlenceli faaliyet mi istiyorsunuz, gelin birlikte doğa fotoğrafları çekip görüntü avlayalım, kuş gözlemlerimize katılın doğanın bu mucizevi canlılarını tanımaya çalışalım, tanıdıkça farkında olacaksınız, farkına vardıkça bağ kuracaksınız, bağ kurdukça sevecek, sevdikçe sorumluluk hissedecek ve yaşatmayı tercih edeceksiniz. Bütün bu harika deneyimleri yaşamak varken insanlık neden yok etmeyi tercih ediyor? Neden kıyıyoruz birlikte yaşadığımız bu canlılara? İnsanın yeryüzündeki varlığı onlarla mümkün. Her biri bizim bir parçamız, kendimizi yok ettiğimizin farkında değil miyiz?

Tüm bu gerekçelerle diyoruz ki: Avcılık Yasaklansın!

https://www.change.org/p/avc%C4%B1l%C4%B1k-tamamen-yasaklans%C4%B1n-hayvanlarya%C5%9Famakistiyor-tctarim-milliparklar

Adı Pekmez, türü üveyik. Öldürmek serbest. Hem de günde 3 tane! 15 Eylül 2016 tarihinde pekmez kaynatılan kazanın yanına geliyor, onun için Pekmez. Haberi geliyor ve apar topar yola koyuluyoruz. 1 saatten uzun süren bir yolculuk neticesinde Pekmez ile tanışıyoruz.

Henüz küçücük bir yavru, uçamayacak kadar küçük. Yuvada olma zamanında yuvadan atlamış, ısınmak için pekmez kazanının yanına gelmiş. Bulan insanlar “vurdular bunun anasını babasını, öksüz kaldı bu” dediler. Vururlar tabii, bu hayvanların arkasında duran herhangi bir yasa yok ki. Pekmez’i aldık merkezimize getirdik. Veteriner hekimlerimiz tarafından enfeksiyonu olduğu teşhisi kondu ve ilaç tedavisi başladı. Yaşayacak mı yaşamayacak mı diye huzursuz günler geceler birbirini takip etti. Çünkü üveyik, IUCN (Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği) verilerine göre kırmızı liste türü, statüsü ise HASSAS! Yani Dünya çapında nesli tükenme noktasına gelme ile karşı karşıya. Yok olma tehlikesi ile karşı karşıya! Pekmez, o kadar küçüktü ki, henüz kendisi beslenemeyecek seviyedeydi, uzun bir süre diyetine en uygun tohum karışımları ile uzmanlarımız tarafından uygun ve doğru metotlar ile beslendi. Pekmez küçücük bir bebekti ama güçlüydü. Tedaviye olumlu yanıt verdi ve daha da güçlendi. Haftalar süren besleme süreci sonunda kendi başına beslenmeye başladı. Bundan sonraki süreçte ise neredeyse insan yüzü görmedi. Gece o uyurken yemeği suyu tazelendi. Odası ihtiyaçları doğrultusunda doğal ağaç dalları ile donatıldı. Odasına asla girilmeyecek, insana alışmayacak, başka türlerle tanışacak, kış boyunca bunları yiyecek gibi kararlar aldık. Koca bir kışı başarılı bir şekilde geçirdik ve Pekmez büyüdü, teker teker tüm tüyleri değişti. Boynundaki desenler sırtındaki hareler çıktı. En sonunda yetişkin bir üveyik görüntüsüne kavuştu. Büyüyen ve tüy değiştirme dönemi devam eden Pekmez’in durumu. Fotoğraf telezoom objektif ile uzaktan çekilmiştir. Kış geride kaldı, bahar geldi. Pekmez iyice yabanileşmişti. Odasına girildiğinde dışarı çıkmaya çalışıyordu. Bu durum bizi çok mutlu ediyordu. Az kaldı, biraz dayan diye cam arkasından onunla konuşuyorduk.

Nisan 2017’de çıktığımız kuş gözlem arazilerinde, gözlerimiz üveyikleri, kulaklarımız seslerini aramaya başladı. Yavaş yavaş göçten gelmeye başlamaları gerekiyordu. En sonunda üveyiklerin artık gelip, üreme bölgelerine yerleşmeleri sonucunda 13 Mayıs 2017 tarihinde, Pekmez Bein İz TV ekranlarında tüm Türkiye’nin gözleri önünde, avlanma olmayan bir alanda doğaya döndü.

Sonuç olarak; Üveyik, Türkiye avifaunasının nesli tehlike altındaki türlerinden. Bu duruma gelme sebebi yoğun IUCN (Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği) verilerine göre son 40 yılda üveyik nüfusu %78 azalmıştır. 2020-2021 av sezonunda, bir av gününde her bir avcıya üçer tane üveyik öldürme hakkı veriliyor. Pekmez’in, bulunduğu 2016 yılında ise, Merkez Av Komisyonu kararlarına göre, üveyiklerin avlanmasına izin verilen tarih, 13 Ağustos 2016’dır. Hala üreme dönemi devam etmekte olan üveyiklerin avlanmasını serbest kılmak kıyımın boyutunu arttırmaktadır.

2016-2017 Merkez Av Komisyonunun üveyikler için verdiği karar

Bunlara rağmen sonuç değişmedi, 2020-2021 avlanma sezonu 22 Ağustos 2020 tarihinde üveyiklerin üreme dönemi devam ederken açıldı, yine bir av günü bir avcı üç tane üveyik öldürebilecek.

2020-2021 Merkez Av Komisyonunun üveyikler için verdiği karar

Bizler bir tane üveyiği yaşatabilmek ve doğaya döndürebilmek için 8 ay boyunca emek, para ve zaman akıtırken bu duruma inanmakta zorlanıyoruz ve soruyoruz; #NedenÖldürüyorsun ? Durum artık Türkiye doğası için dayanılmaz boyuta gelmiştir. Pekmez, avlanma izni çıkartılan türlerden sadece biri. Biz tüm canlılar için yaşam hakkı istiyoruz ve av tamamen yasaklansın istiyoruz. Çünkü #AvCinayettir, #HayvanlarYaşamakİstiyor #VurmaBeni
Bunun için imza kampanyamıza destek verebilirsiniz.